Perşembe, Temmuz 16, 2009

Kitaplar...

Eve kitapsız gelmek ne mümkün? Her akşam fakirhanemin yolunu tuttuğumda kollarıma birkaç sevgili giriverir. Bir şey anlamazsın, anlatmazlar. Sadece, eve yalnız gelemediğini ve geceni yalnız geçirmeyeceğini bil, o kadar.

Pahalıya mal olan çapkınlık bu. Cebi delip geçen, işlevini gözlerle icra eden, sıraladığı binlerce sözü dilinden, kalbinden, aklından geçirerek seni hazza boğan sevgililer. Ve sabaha kadar seni bırakmayan kelime şehveti, kelime tutkusu, kelime sadizmi, kelime ibadeti ve kelime sarhoşluğu. Beyninin ve kalbinin aynasına açılan kapılar, tüm gece boyunca eski bir göçebe gibi yatağını evrenin her köşesinde kurmakta. Gah eski çağdasın, gah ortaçağda. Gah da hiçbirinde. Bazen de hepsinde.

Her kitap bir aşk, ondan da öte.

Eskimiyorlar da. Elindeki kalemle satırların diplerini kazmak. Kitap bahçivanlığı. Bahçene taşıdğın her gülün kendi kokusu ve cazibesi var. Dünyayı kitaplara hapsetmek. Bir kere cildini kaldırıp, sayfalarını çevirdin mi; özgürlüğe haseret kuşlar gibi uçverirler. Kalbine, diline, gözlerine, kalemine, ellerine konarlar. Uçan halılar gibi de seni taşırlar oradan oraya. Sağına Mars'ı, soluna Ay'ı alırsın. En zalim ve katı kalplere bırakacak bir kelimen, bir sözün vardır. En şiddetli savaşların ortasından geçersin, görülmemiş ve yaşanmamış şehirlerin sakini olursun. Yıllarca gözlerinde yaşattığın kadınların diline yapışırsın, parmaklarına dokunursun, okunursun.

Her gece, başka bir gece. Barbarlar arasında aziz, aizler arasında barbar. Gah Harran'dasın, gah Arran'da. Tüm çağlara ve tüm peygamberlere bir söz kadar yakınsın. Tanrı bile senle konuşmakta, sen de konuşmakta. Her boyutta, her boyda. Cinsiyetsiz, sınıfsız, sınırsız bir düzen. Kafka'nın Milena'sına Kafka'dan daha yakınsın. Sartre'ni iki kitabıyla sollar, el-Belazurî'nin haikaylerine gülüp geçrsin. Her çağdan birileri çıkıp gelir evine. Yatağını Hürrem Sultan kapmış, Kanunî'ni kapı dışı etmişsin. Çok kızdıysan Kant'ı fırlar çöpe. Komunist Manifesto üzerinde börek ye. Çayını Edwart Said'in Şarkiyatının göbeğine demirlet, kül tabağını Avesta'nın kapağına dayat. Tevrat'tan üç satır, İncil'den bir paragraf, Kur'an'dan bir sure; tüm dinlerlerin gölgesinden Tanrı'ya uzanan bir hacc yolculuğu. Hallaç'la ortak olup Şeytan'la Musa'nın sohpetini dinlersin, bazen de KGB belgeleri arasında Şeytan'ın ta kendisini bulursun.

Ve okuduğun herşey mübah. Her kitap ağuşunu açmış seni bekler. Ellerine muhtaç, gözlerine bakmak ister saatlerce. Dilinle tuttukların kalbini doyurur, aklını çeler, yuvarlar bedenini sırların, tılsımların ortasına. Iraklı'nın dünyası gibi partlar; bir zalimi de ben yok edim dersin. Tüm büyüklerin masasındasın. Davet etseler de, etmeseler de. En baştakı koltuğa oturup denetlersin. "Hopp, olmadı" dersin. "Dünya zirvesi bensiz geçer mi?"

Küfür edeceğin bir sürü gönüllü. Söveceğin, bağıracağın, seveceğin onlardan daha çok. Koca ve dev adamların kıçlarına haşiye ve notlar düşersin, kalemle gözlerini oyarsın, "hımmmm, yakaladım seni adi" dersin. Tek bir kelime edecek cesaretleri yok. Olamaz da. Çadırını ister Cengiz Han'ın otağının karşısına kur, ister Beyaz Saray'ı kirala. Kitaplar, sınırsız dünya, evren. Cennet gibi. Dilediğin her şeye sahipsin. Bin bir gece masalllarından fırlamış huriler, Baydeba'nın dünyasından gelen zebaniler. Yec'üc-Mec'ücler'in atlarının tırnakları seni çiğnemeğe kalkışırsa hemen bir sonraki refah çağına at adımını. Kimse yakalayamaz seni. Peşine dünyanın tüm casusları düşse asla yakayı elevermezsin.

Kitaplar, sevgililerin ve dostların. Senin kalbin, senin gözlerin, senin titrek, utangaç sözcüklerin. Hâlâ bir kağıt sayfasına gömülmemek için direniyorsan; yoksun sen, hiçsin. Ve hiçlerin kitabı kapanmış, sonsuza dek.

2 yorum:

sücud dedi ki...

bir ask ve o aska sahip olamamak..
benimle kitaplar arasindaki iliski de bu. malesef hep hice itiyorlar, son sayfalarinin beni biraktigi yer hiclik oluyor.
bir kavusturma plani kurulabilir mi?

hakki iade etmek haddime degil elbette lakin cok güzel anlatilmis bir bahcivanlik gayr-i ihtiyari alkis tutturuyor icime.

n-marmara dedi ki...

O zaman Sarte'nin Varlık ve Hiçlik'ini oku. Ben de henüz alıp okumadım. Belki hiçlikten pay umabiliriz:)