Cuma, Ağustos 18, 2006

Peçenekler



VIII. Yüzyılın başlarına kadar Karahanlılar’ın (Karluklu Devleti’nin) kuzey komşuları arasında Peçenekler’de bulunuyordu. Peçeneklerin menşeî, etnik yapısı bugüne kadar kesin olarak çözülememiştir. Mevcut kaynaklar onların genelde batıya göç etmesinden sonraki dönemleri hakkında bilgiler vermektedir. İdil nehriyle Aral çevresi arasında barınan toplulukların konumu hakkında, tarih literatüründe iki türlü açıklama bulunmaktadır: Bir kısım Rus ve Avrupalı tarihçiler VI-XI. Yüzyıllar arasında bölgede barınan kavimlerin etnik yapısında yerel (Ari, Sak, Yüeçi) unsurlar aramaya çalışmışlar; bu tezin karşısındakiler ise bu kavimlerin Türk olduğunu vurgularken, menşelerinin netlik kazanmasında bir sıra güçlükle karşılamışlardır.
Peçenekler’in Töles boylarından oldukları ileri sürülüyorsa da[1], Tölesler’in hangi grubuna katıldıkları ve ana kümeden ne zaman ayrıldıkları hakkında kesin bilgiler verilmemektedir. F. Sümer, Peçenekler’in Töles boylarından olduğunu kabul ederken, bir eserinde onları On-oklar’ın Tulu, diğer bir eserinde ise Nu-şe-pi koluna dahil eder[2]. Peçenekler’le ilgili ilk bilgiler 710 yılına aittir. Bu hususta H. Salman şöyle bir açıklamada bulunmaktadır: “712 yılında Soğd halkını nizama kavuşturmak maksadıyla Bilge ve Kültegin büyük bir orduyla Seyhun nehrini geçip Demir Kapıya kadar gidiyorlar. Onlar bu seferde iken 710 sonrası zorla Teber’e iskan edilen Kara-Türgişler (Nou-che-pi oymakları) isyan ederler ve Göktürklerin düşmanı gibi görünen Otrar yakınındaki Peçenekler (Kenger kabilesi) tarafına geçiyorlar”[3]. Müellif, Peçenekleri Otrar çevresinde gösterirken, onları Kenger boylarına dahil eder. H. Salman’ın Kenger dediği kavim, eski Türk boyu olan Kengerler, daha sonraki dönemlerde de Kengeres veya Kangar/Kanğlı boylarıdır. Peçenekleri Kengerlerle özleştiren ilk tarihçi Rus araştırmacı P. Golubovskiy olmuştur[4]. Bu görüşe daha sonra Grumm-Grjimaylo katıldı[5]. Daha sonra L. Gumilev ve en sonda S. Klyaştornıy bu görüşe destek olmuşlardır[6]. H. Salman, Klyaştornıy’ın görüşünü olduğu gibi benimsemiştir. Türk tarihçilerinden A. N. Kurat ve F. Sümer’de net olarak Peçeneklerin menşeini açıklamış değillerdir[7]. Bunlardan A. N. Kurat, İstahrî ve Kaşgarlı’nın görüşünü benimseyerek, “Peçenekler, Oğuz zümresinin on dokuzuncu boyuna mensupturlar” açıklamasından sonra bunların adlarının anlamı üzerinde durmaktadır[8]. Bu durumda, Peçeneklerin Kengerlerden ve Töleslerden türediklerine dair iki görüş ortaya çıkmaktadır. Aslında Kengerler’de Töleslerin bir boyu olduğundan Peçenekler’in köken olarak Tölesler’in türemeleri olduğu anlaşılmaktadır, ancak Töleslerin hangi boyundan oldukları bilinmemektedir. Bu iki görüşe karşılık bir üçüncü görüş daha bulunmaktadır. E. Konukçu bir çalışmasında “Keng veya Kanglar’ı Peçenek camiasına giren topluluklar olarakta bilinmektedir” açıklamasında bulunmuştur[9]. Konunun etkin araştırmacılarından A. Taşağıl, Peçeneklerin Orta Kazakistan’da ortaya çıktığını, Batı göktürklerinden İşbara Kağan’ın 634 yılında yaptığı yeni boy düzenlemeleri sonucunda teşekkül ettiğini belirtmektedir[10]. Ona göre, onların ilk yurdu Issık göl-Balkaç arası bölgeler olacaktır. A. Taşağıl, Peçenek boylarını sıraladıktan sonra onlardan İrtim, Çor ve Yula boylarının daha soylu sayıldıklarnı ve onlara Kanger denildiğini belirtmektedir[11]. Anlaşılan, A. Taşağıl bir öncekilerin çıkmazlarına son vererek Kangar/Kenger adını Peçeneklerin ilk üç boyu için tasarlamaktadır.
Bilindiği gibi, 700 tarihinden önce Peçenek adına hiçbir kaynakta rastlanmaz. Öte yandan, 710-712 yıllarında aniden adlarının tarih sahnesine çıkışı ve özellikle Göktürkler’in düşmanı gibi Otrar çevresinde oturduklarından söz edilmesi çok ilginçtir. Nitekim, Göktürkler karşısında tavır takınacak kadar yetkin bir güç olmaları için uzun zamandan beri siyaset sahnesinde olmaları gerekiyor. Işte bundan dolayı onları Kangar gibi köklü ve eski bir boyuna dahil olabileceği ihtimali güç kazanmış olmalıdır. Aksi taktirde, F. Sümer’in ihtimal verdiği gibi Tölesler’den bir boy ise, ana kitleden yeni ayrılmış olacaklarından kendi varlıklarını bu kadar erken ve etkin bir şekilde ortaya koymaları kuşku uyandırmaktadır. Zira öte yandan Çin kaynakları Tölesler arasında onlardan söz etmemektedirler. Buradan anlaşılan Peçenekler, Töleslerden oldukça erken dir dönemde ayrılmış olan Kangar, yani Kanğlı boyları arasından çıkmışlardır. Bir diğer husus, Peçenekler Orta Asya’daki bütün kavimlerle (Hazar, Kıpçak, Karluk, Oğuz), tabiri caizse önlerine çıkan her güçle uğraşmış savaşçı bir topluluk olmuşlardır[12]. Gumilev’e göre, “Balhaş ile Aral arasında kalan daha güney kesimleri K’ang-chü veya Kang devletinin hakimiyetindeydi. Bu bölgede esasen fazla insan yaşamıyordu, ama burada yaşayanlar daha kültürlü ve bağımsızdırlar. Buranın sakinlerine Türkçe ‘Kang-er’ – ‘Kanglı kişi’ deniliyordu, fakat VIII. Yüzyıla gelindiğinde Ruslar tarafından Grekçe ‘Patsznak’ veya Peçenek ismiyle tanınmaya başladılar”[13]. Bu durum, Peçeneklerin Kang boyları arasından çıktığını gösteriyor. Ancak, bu görüş hâlâ netlik kazanmış değildir. Kaynaklar ve açıklamalar Peçeneklerin kökenini Kang-chüler’e götürmektedir. Aslında, Peçeneklerin menşeini Töles ve Kangarlara bağlayan her iki görüşte doğru kabul edilebilir. Eğer, Kangarlerın Töleslerle olan bağlılığı tam olarak çözülür ise Peçenek sorunu da açıklığa kavuşacaktır.
710-712 yıllarında adları Otrar bölgesinde geçen Peçeneklerin varlığına ilişkin bir sonraki kayıtlar, onları Aşağı Seyhun ve Aral Gölü çevresinde gösterir[14]. Araştırmacılar, “Kara Türgiş oymakları (Nou-che-pi) daha 712’de Peçeneklerin Kenger kabilesiyle Seyhun boylarında komşu” olduklarını belirtirler[15]. F. Sümer’e göre, Peçenekler, “Balkaş Gölü ile Sarı Su yönünden Aşağı Seyhun boylarına göç etmişlerdir”[16]. Peçeneklerin bu bölgeleri terk etmelerinin esas nedeni olarak Karluk baskısı gösterilmektedir[17]. Peçeneklerin yeni yurtlarına kalabalık bir biçimde göç ettikleri bilinmektedir. Zira bu dönemde Peçenekler 8 boy ve 40 obadan müteşekkillerdi. Peçenek boyuna dahil sekiz kabilenin adları şunlardır: İrtim/Ertim, Çor, Yula, Kulpey (Köl Beğ?), Karı Bey, Talmat, Kopun ve Çopan. Bunlar arasında üçü, yani İrtim, Çor ve Yula Peçeneklerin en yiğit ve en soylu boyları olarak gösterilirler. Bunlara yiğitliklerdinden dolayı Kangar denilmekteydi[18]. Peçeneklerin bu güce ulaşması 766 yılından sonra gerçekleşmiş olmalıdır. Göktürk hanedanlık tahtını Uygurlara kaptıran Karluklar On-ok boylarının topraklarına egemen olmak ve ekndi devletlerini kurmak için büyük uğraş veriyordular. Karluklu yönetimini kabul etmeyenler ise göç etmek zorunda kaldılar. Karluklu etkisiyle bölgeyi terk ettikleri bilinen boylar arasında Oğuzlar ve Peçenekler de bulunmaktadır.
Yeni yurtlarında Peçeneklerin komşularıyla ilişkisi çetin ve kavgalı geçmkteydi. “Onlar, Aral-Hazar Denizi arasındaki topraklarda da Harezmliler’le komşu olmuşlardı”[19]. Sır-Derya’nın aşağı kısımlarında Karluklu Devleti, Aral Gölü çevresinde Oğuzlar, kuzeyde Kimekler, kuzey-batı taraflarında Hazarlar’la sınır oluşturan Peçenekler sürekli olarak şu ve bu Türk kavimiyle savaşıp duruyorlardı. Aslında bölgedekiler de onların gelişini pek hoş karşılamamışlardı. Zaten, oldukça dar olan otlak araziler yeni bir misafiri kabul edecek kadar zengin değildi. Peçeneklerin en acımasız düşmanları hiç şüphesiz Karluklulardı. Onların yüzünden bölge bölge sürüklenip durdular. Üstelik, Karluklular diplomak olarak diğerlerinde de başarılı sayılıyorlardı. Hasımlarını çökeltmek için kendi düşmanlarıyla bile gerektiğinde dost oluveriyordular. Karluklular, bir kere Peçenekleri topraklarından kovaladıktan sonra, onların peşini hiç bırakmamışlardı. Geniş On-ok sahasını ele geçirmelerinin ardından Araplar, Çinliler, Uygurlar’la uğraşıp duran Karluklar, Oğuz ve Peçenekleri de sık sık rahatsız etmişlerdi. Belki de Karluklular’ın çevrelerindeki toplulukları sindirmek gibi hedefe yönelik bu politikaları sonucunda kuzey kavimleri Kitaylar’a kadar Karahanlılar’a saldırmaktan hep çekiniyor olmuşlardı. Özellikle, Kıtan saldırıları öncesinde başlayan göçler, hatta Selçuklu göçleri dahi Karahanlı coğrafyası dışındaki bölgeleri tercih etmişlerdi.
Karluklu-Peçenek savaşlarının tarihi muhtemelen 740 yılı sonlarına dayanmaktadır. Çünkü, 740 yılında Göktürk Devleti’nin dağılması üzerine taht uğrunda Uygur, Basmıl, Karluk boyları arasında kıyasıya bir mücadele başladı. Tahtı önce Basmıllar’a, ardından da Uygurlar’a kaptıran Karluklar Balkaş’ın aşağılarına inerek yirmi seneden kısa sürede hızla On-ok sahasında yayılmaya başlarken, ardından güçlü Türgiş hanedanlığına son verip, Fergan’a üzerinden Araplar’ın Maveraünnehr’deki üslerine saldırmaya başladılar. Anlaşılan bu boylar arasında Peçenekler, Karluklu egemenliğini kabul etmeyince, yurtlarını bırakana değin onlarla sürekli çarpışmak zorunda kalmışlardı. Bu savaşların Karluklar lehine sonuçlandığı bir gerçektir. Nitekim, Peçenekler göç ederek onlardan kurtulmanın en iyi çözüm olacağını düşünmüş olmalıdırlar. Ne var ki, Karluklular onların peşini kolay kolay bırakacak gibi gözükmüyorlardı. 775 yılında Karluklu-Oğuz ittifakı Peçenekler’e ağı bir darbe daha indirdi[20].
Peçenekler’in el koydukları topraklar daha ziyade Oğuzlar’ın hareket alanı olarak biliniyordu. Onların da bu bölgelere yayılışları Göktürk sonrasına, yani muhtemelen 760 yılı sonrasına rastlamaktadır[21]. Anlaşılan, Peçenekler’in asker ve boy bakımından kalabalık olması Oğuzlar’ı eski düşmanları Karluklar yanında ittifaka zorlamıştı. Öte yandan, Oğuzlar Karluklular’la ihtilaflı oldukları dönemlerde Kimekler’le irtibata geçerek Peçenekler’e karşı kendi yanlarında yer almalarını sağlamışlardı. Bu dönemlerde Peçenekler tam olarak Sır-Derya vadisi ile Aral sahili civarında geziniyorlardı[22]. Karluklu-Peçenek ve Peçenek-Oğuz savaşları IX. Yüzyılın sonlarına kadar bütün hızıyla sürmüştür. 798-802 yılları arasında Karluklular peşpeşe Peçenekler’e büyük darbeler indirdiler[23]. Daha sonra gelen Oğuz saldırıları, gelişlerinden beri bir türlü rahata erişmeyen bu boyların bir kere daha yerlerini değiştirmek zorunda bıraktı[24]. Yaklaşık 850-900 yılları arasında Peçenekler kuzey istikametinde göçlere başladılar. Arta kalanları Oğuz boylarına katılarak Selçuklu döneminde 24 boydan biri haline geleceklerdir. F. Sümer ve R. Genç’in açıklamalarına göre, muhtemelen Peçenekler Seyhun’a uğramayıp direk olarak Karluklu baskınını yedikten sonra ana yurtları Isık Göl’ün doğu ve kuzey yörelerinden doğruca Cim, yani Emba ve İtil arasına gitmiş de olabilirler[25]. Ancak, bu görüş, Seyhun boylarında Karluklu –Peçenek savaşlarının varlığı ve ayrıca Oğuz-Türkmen rivayetlerden pek olanaklı gözükmemektedir. Peçenekler’in, X. Yüzyıl başlarında Emba ile Yayık nehirleri arasına kaydıkları bilinmektedir[26]. A. Taşağıl’a göre, Peçeneklerin bir kısmı kuzeye göç etmeyerek Oğuzlar arasına katılmışlardı[27]. Nitekim, Oğuzlar arasında yer alan Peçeneklerin varlığını başka türlü açıklamamız imkansızdır[28]. Taberî ve İbnü’l-Esir’in 716 yılında rivayet ettikleri Dehistan bölgesine Sul et-türkî liderliğinde yapılan baskınların[29], iddia edildiği gibi Peçenekler’le pek bir bağlantısı olmasa gerek[30]. Daha X. Yüzyılın başlarında Peçenek adı Rus literatürüne girmeye başlar[31]. Bu dönemde Oğuz Yabgu Devleti kuruluşunu tamamlamış, eski düşmanları Peçenekleri Hazarların üzerine kışkırtmışlardı. Ama Hazarlar’ın ani saldırısına uğrayan Peçeneklerin büyük bir kısmı Kara Denizin kuzey bozkırlarına çekilmek zorunda kalmışlardı[32]. Peçeneklerin bundan sonraki faaliyetleri bizim konumuzun dışında kalmaktadır. Dolayısıyla, Karluk iktidarını kabul etmeyen Peçenekler çileli bir yolçuluk döneminin ardından Hazar ve Karadenizin kuzeylerine kadar sürüklenerek Orta Asya’nın sınırları dışına itilmişlerdir.
[1] F. Sümer, Oğuzlar, s. 44;
[2] F. Sümer, Eski Türklerde, s. 49-50; Oğuzlar, s. 44;
[3] H. Salman, Türgişler, s. 36;
[4] P. Golubovskiy, Peçenegi, torki i polovtsi do naşestviya tatar, SPb. 1884, s. 55;
[5] Grumm-Grjimaylo, Zapadnaya Mongolya, s. 314;
[6] L. Gumilev, Eski Türkler, s. 331, 417, 455; S. G. Klyaştornıy, “Orhon Abidelerinde Kengü’nün Kavmi – yer adı”, çvr. İ. Kaynar, Belleten XVIII/69, Ank. 1954, s. 98;
[7] A. N. Kurat, Peçenekler, İA, IV, s. 537; aynı müel, Peçenek Tarihi, İst. 1937, s. 22-26; F. Sümer, “Peçenekler: IX-XII. Yüzyıllarda Yaşamış Ünlü Bir Türk Eli”, TDA, İst. 1995, Sayı: 94; aynı müel, “Bayandır, Peçenek ve Yüreğirler”, AÜDTCF Dergisi, XI/2-4, Ank. 1954 (ayrı basım);
[8] A. N. Kutar, Peçenek Tarihi, s. 23;
[9] E. Konukçu, Kuşan ve Akhun Tarihi, s. 114;
[10] A. Taşağıl, Göktürkler II, Ankara 1999, s. 65 ved.
[11] A. Taşağıl, “İslam Öncesi Devrede Orta Asya’da Yaşayan Türk Boyları”, Türkler Ansikloedisi, c. 2, Ankara 2002, s.347; aynı müel., Çin Kaynaklarına Göre, s. 98.
[12] L. Gumilev, Eski Türkler, s. 455;
[13] L. Gumilev, Hazar Çevresinde, s. 284;
[14] F. Sümer, Eski Türklerde, s. 50, n. 97;
[15] H. Salman, Türgişler, s. 85; Daha geniş bilgi için bkz. Klyaştornıy, Kangü Kavmi, s. 97-104;
[16] F. Sümer, Oğuzlar, s. 44;
[17] F. Sümer, Oğuzlar, 44; H. Salman, Karluk ve Karluk Devleti, s. 195;
[18] A. N. Kurat, Peçenek Tarihi, s. 32-33, 43-44; F. Sümer, Oğuzlar, s. 44; F. Sümer’in ‘Kenger/Kangar’ adını hangi nedenlerden dolayı Peçeneklere mal ettiğini bu şekilde açıklamasına bakılırsa, Peçenek-Kenger bağlılığında ‘Kenger/Kanglı’ adı izafi bir anlam taşıdığı ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, müellif, Çor ve Çoban adlarını esas alarak Peçenekleri On-oklar’ın Tulu grubuna dahil etmektedir.
[19] F. Sümer, Oğuzlar, s. 44-45;
[20] el-Mes’udî, el-Tenbih, s. 180-181; F. Sümer, Oğuzlar, s. 45; H. Salman, Karluk ve Karluk Devleti, s. 195;
[21] S. G. Agacanov, Oğuzlar, s. 183-193;
[22] S. G. Agacanov, Oğuzlar, s. 194, n. 37’de “Başkir boyları (Başkurtların ataları) Burziyan, Tangaur ve Usergan’lara ait rivayetlerde onların önceleri Sır-Derya vadisi ve Aral sahili civarında oturdukları anlaşılmaktadır. Başkir boylarının Güney Ural ve Yukarı Aral sınırlarına gelişi VIII-IX. Yüzyıllara rastlamaktadır” denilmektedir.
[23] H. Salman, Karluk ve Karluk Devleti, s. 195;
[24] Oğuz-Peçenek savaşları hakkında geniş bilgi için bkz. S. G. Agacanov, Oğuzlar, s. 194-197;
[25] F. Sümer, Oğuzlar, s. 45, n. 1; R. Genç, XI. Yüzyılda Türk Dünyası, s. 50;
[26] A. N. Kurat, Peçenek Tarihi, s. 39;
[27] A. Taşağıl, İslam Öncesi Devride Orta Asya’da.., s. 347.
[28] Kaşgarlı Mahmud, 24 Oğuz boyları arasında Beçenek/Peçeneklerden de söz etmektedir. Bkz. Divan, I/488.
[29] Taberî, II/1319, 1322, 1325; İbnü’l-Esir, V/29-35;
[30] F. Sümer, Oğuzlar, s. 50, n. 97. F. Sümer’in bu açıklaması pek uygun gözükmemektedir. Ayrıca müellifin belirttiği gibi Birunî’de geçen Peçenekler’le ilgili kayıtlar sonraki döneme aittir.
[31] Bu hususta geniş biligi P. Golubovskiy’de verilmiştir. Bkz. Peçenek, torki i polovetsi; Ayrıca bkz. A. N. Kurat, Peçenek Tarihi, s. 39-42;
[32] Peçeneklerin batıdaki varlığı hakkında A. N. Kurat’ın Peçenek Tarihi eseri hâlâ en sağlam kitap olarak esas alınmaktadır. Ayrıca bkz. Artamonov, İstorya Hazar, s. 350-450; Kaynak eser olarak Bogryanorodnıy Konstantin, Ob upravlebii gosudarstv, İzvestiya GAİKM, Vıp. 91, M-L; Peçenek-Kıpçak ilişkileri hakkında bzk. P. Golubovskiy, Peçenek, torki i polovetsi; A. Gökbel, Kıpçak Türkleri, İst. 2000, s. 44-47;

Hiç yorum yok: