
biraz duygusuzum ama şekil olarak
kendi evrenimde bende aşık olabilirim
yapı olarak tutunamayan bir tipim. girdiğim her yerden kovulmuşumdur
birçok kişiye aşık oldum, ama hep kapı dışı edildim
sevmediler beni
hem de hiç
bilmem, sıkıcı buldular
gerçekten de sıkıcıyımdır
bir kız arkadaşıma bir defasında Sipinoza’nın Ahlak bilimini anlatmıştım saatlerce, gidiş o gidiş, sonra bir daha görüşmedik
maalesef öyle
kafayı yemek üzereydim bir ara
akşama doğru kitapçıları gezerdim, sırf o gece beni teselli etsin diye bir kitap bulmak için, sabaha kadar okuyup bitirirdim
o sıralar üç şey yoktu: aşk, iş, para; şimdide değişen pek birşey yok ta, neyse...
karanlık bir gölge gibiydim
ellerim ve ayaklarımdan ibarettim sadece
tılsıma basıyormuşum gibi yürüyordum ve sadece geceleri yaşardım
o durumdan nasıl kurtuldum hala benim içinde bir sır
Güneşi ve insanları görmeye tahammülüm yoktu
Kimsesiz; kafan ve sen, iki arkadaş
böyle bir dünyanın içine hangi sevgiliyi sokabilirdim ki. onlara hep hak vermişimdir
ama bitti, geride sadece zübbe bir kimlik kaldı. işte bu kadarım.
yüzlerce mektup yazdım. geçenlerde bakıyordum da 700'den fazla olmuş
yaşamımı noter gibi kayıt altına aldım: donarken, sobanın dibine sığınırken, bir parça sıcak ararken, ağlarken, gülerken, okurken, hepsi mektuplara yansımış. kedim ve kedime ebelik yaparken, hepsi not edilmiş.
kime yazdığım meçhul, üzerinde isimleri var ama bazılarını hatırlamıyorum bile
bir ara dostlarım umudu kesmişti zaten
bunalmıştım bu gerçek. normal olmadığımı biliyordum
çok sevgilim oldu. yo fazla olmadı. belki de ben abartıyorum. onlara sorsan bir soytarı zamanında musallat olmuştu başımıza derler.
hırsız gibi çalacak sevgi arıyordum, ama girdiğim bütün kalplerin güçlü alarm sistemi vardı. beni anında yakalayıp cezaevine atıyorlardı
bazıları sadece birer cümleden ibaret, bazıları sayfaları alıyor
ama, şunu rahatlıkla söyleyebilirim kimseyi incitmedim. buna seviniyorum
ve asla kimsenin özeline müdahale etmedim.
her anlamda
bir güneş gibi sadece uzaktan yaktım, en fazla kendimi
ama biliyor musun bir tek sadık sevgilim oldu hayatımda: kitaplar
onlar beni asla bırakmadılar
kurtuluşu onlarda aradım.
tıpkı rahiplerin kurtuluşu İncil'de araması gibi
ailem olmasaydı ve onlara verilmiş sözlerim derviş olurdum
çünkü derviş olacak kadar sabırlıyım
asamı durmadan dünyanın tepesine indirirdim
ama artık olamam
çünkü şimdi hafiften terleyince günde 4-5 defa duş alıyorum. derviş gibi nasıl yaşanılır.
konfor insanı değiştiriyor.
biraz rahat olunca insan daha fazlasını arıyor
cemiyeti refah bozar demiş bir filozof
geçmişi hatırladıkça fırtınadan kurtulmuş sanıyorum kendimi.
9 yorum:
Hocam bu notlar çok güzel olmuş, bunlara devam ederseniz bizi haberdar ediniz inşaallah. Okurken bir 'bilge'nin sözlerimi okuduğumu düşündüm, buna inandım ve bunlar bana çok şey kattı, kelimelerinize sağlık...
Eyvallah...
abi bu kadar içten yazma ya... :( Bak herkes "mutluluk" numarası yapıyor, sen de denesene biraz... Ağlatmayın beni!!! Bu yazıyı bAŞKa yOLda yayınlayacağım haberin olsun...
Her üç arkadaşıma
"çelik çomakla sürü kovalanmaz"
Teşekkürler...
okurken kendimi gördüm,galiba bende "deveyi merkep pazarında arıyorum"
Sevgili Anonim zat-i muhterem. Bendeniz de onu demek istedim. Çünkü sürüyü çelik çomakla kovaladım yıllarca. Bu yüzden yorumum kendime...
Sevgili Esma...
Fırtınama eşlik ettiğiniz için...
spinoza size bu kederden kurtulun demezmiy di.
Sevgili dirtybirt...
Spinoza öyle deseydi, ölene kadar bir tavan arasında yaşamazdı değil mi?
birçok kişiye aşık oldum, ama hep kapı dışı edildim...
bunu yaşıyorum şimdi.
bunu okudukça daha çok yaşıyorum hem de...
gece gece neden okudum bunları??
selam olsun...
Yorum Gönder